O gece, yabancı istihbaratların kucağından inmeyen, cemaat kisvesi altında başta Türkiye olmak üzere dünyanın birçok yerinde faaliyetlerde bulunan, aklını kiraya vermiş mankurtları, başta emniyet ve askeriye olmak üzere devletin önemli kurumlarına yerleştirmiş işbirlikçi ve hain yapı FETÖ, efendilerinden aldığı emirler doğrultusunda Türk milletinin istikbaline zincir vurmaya kalkışmıştır.

 

Gerek Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’ndan miras edindiğimiz duruşumuzla, gerek Alperen ocaklarında yoğrulan karakterimizle Milli Birlik ve Düşünce Derneği olarak, başta Sakarya olmak üzere temsilciliklerimizin yer aldığı Türkiye’nin birçok ilinde, daha Cumhurbaşkanımızın akıbeti bile belli değilken, CNN Türk’e bağlanarak necip Türk halkını sokaklara davet etmesinden birkaç saat öncesinde, ben ve derneğimizin çatısı altında yer alan ya da derneğimize gönül vermiş dostlarım ve kardeşlerimle sokaklara inerek, devlet büyüklerimizin yanında, haince tasarlanan bu kalkışmaya karşı yerimizi aldık. Yarınımızı düşünmeden bedenlerimizi siper ettik. Tek düşündüğümüz şey, nefes alabiliyorken bu bedenlerimiz, ülkemizin, vatanımızın ve çocuklarımızın geleceğine pranga takmaya çalışan karanlık elleri kırmak, emellerine ulaşmalarını engellemekti.

 

Şükürler olsun ki yaradan, bize ve milletimize o gücü verdi. Hain ve işbirlikçiler emellerine ulaşamadılar, ulaşamayacaklar da.

 

Hain darbe girişiminin yapıldığı gece, benim ve derneğimizin yaptıkları ortadayken, 2017 yılında türlü iftiralar ve kumpaslarla adımı lekelemeye çalışan bir güruh, karanlık odalarda kısa süreliğine özgürlüğüme ket vurmuş olsa da, devletime karşı ne ben ne de derneğimizin bir ferdi küsmemiş, bilakis daha da canla başla devletine sarılmıştır.

15 Temmuz’un sene-i devriyesini yaşadığımız bu günlerde, onlarca yıldır sadece bizlerin değil, bütün İslam aleminin gönlüne vurulan bir diğer zincirin kırılmasına da şahit oluyoruz.

Peygamber Efendimizin övgülerine layık görülen, Fatih’in bize bir emaneti, Türk milletinin bu topraklardaki sahipliğinin nişanı olan Ayasofya Camii’nin müze statüsünden çıkarılıp, tekrar ibadete açılmasına da tanıklık ediyoruz.

İster siyasi, isterse batıyla olan bağlarımızın kopmasına neden olabilecek bir hamle olarak değerlendirilsin. Kim ne derse desin. Bizim için esas olan Ayasofya Camii’nde özgürce ibadet edebilmektir. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan olmak üzere, bize bugünlere tanıklık etmemize vesile olanlara şükranlarımızı sunuyoruz.

Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun da dediği gibi “Ayasofya Camii, Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin İstanbul’un fetih dolayısıyla Türk milletine bir armağanıdır, Türk milletine bir emanetidir!”.